Çocuklarda Uyum Ve Davranış Bozuklukları

      Bütün canlıların varlıklarını sürdürebilmesi için, doğa şartlarına alışmaları, doğanın güçleri ile uzlaşarak olumlu bir işbirliği kurmaları gerekir. Buna uyum sağlamak denir ve uyumun sağlamasında asıl görevli olan sinir sistemimizdir. Sinir sistemi içten gelen dürtü ve dıştan gelen uyarılara uygun tepki geliştirir. Bu tepkilere davranış denir. Bu davranışlar, uyumu arttırıcı yönde olursa olumlu davranışlardır. Fakat bu davranışlar uyumu azaltan davranışlar ise uyum sağlamaya olumsuz etkileri olur. Bunun sonucunda bireylerde, özellikle de çocuk ve ergenlerde davranış problemleri ortaya çıkar.

Pika

En az 1 ay boyunca besleyici değeri olmayan maddelerin, tiksinmeksizin ısrarcı şekilde yenmesi pika olarak tanımlanır. İlk 1 yaş içinde bazı çocuklar kireç, toprak, kağıt parçalarını ve oyuncakları ağzına götürebilir veya mobilya kenarlarını kemirebilir. Bu durum sık tekrarlanmadıkça bu yaşlar içinde normal kabul edilir. Ancak yürümeye başladıktan sonra çocuk, buz, kum, kil, toprak, plastik, bez, kireç, kâğıt, saç, kibrit ucu vb. gibi şeyleri yemeğe devam ediyorsa bu durum önemli bir uyum sorunu olarak görülmelidir.

Çocukluk yaş grubunda daha fazla olmak üzere, tüm toplumlarda ve yaş gruplarında görülebilir. Pikanın görülme oranının 6 yaşına kadar, düşük sosyo-ekonomik duruma sahip ve zeka geriliği olan çocuklar arasında yüksek olduğu bildirilmektedir. En yaygın olan sebeplerden biri de, bireylerde var olan demir, çinko gibi mineral eksiklikleridir. Bu teori yerini korusa da, bu probleme ruhsal problemlerin de etken olduğu gösterilmiştir. Ayrıca anne ilgi ve şefkatinden yoksunluk, duygusal yetersizlik, doyumsuzluk ve güvensizlik gibi ruhsal sebepler de pikaya neden olabilir.

 

Saç Koparma (Trikotillomani)

Trikotillomani, kişinin saçını tekrarlayıcı biçimde yolması ile belirgin derecede saç kaybı oluşması, kişinin saç yolma öncesinde ya da bu davranışa karşı koyma girişiminde bulunduğu sırada giderek artan bir gerginlik duyumu olması, saç yolarken haz alma, doyum bulma ya da rahatlama sağlaması olarak tanımlanmıştır. Bu davranışı ilk olarak 1-2 yaşlarındaki çocuklarda görebiliriz. Bazı çocuklar bu yaşlarda kendi saçlarını çekebilir, yolabilir, koparabilirler. Uyumsuz ve huzursuz çocuklarda ve kız çocuklarında bu davranışı daha fazla görebiliriz. Anne çocuk ilişkisindeki duygusal yetersizlikler veya duygusal gelişimin engellenmesi başlıca etkendir. Çocuk bu durumda duygusal gerilimi ifade edemez ise saldırganlık dürtüsü artar ve çocuk bu saldırganlığı kendisine yöneltir. Daha büyük çocuklarda, gençlerde bu davranış daha ciddi ruhsal sorunların belirtisi olarak görülebilir. Konuşamayan veya isteklerini anlatamayan zihin özürlü çocuklarda da ortaya çıkabilir.

 

Öfke Patlaması (Tempertantrum)

Herhangi bir engellenme durumda çocuğun, aşırı hiddetlenmesi ve öfke patlaması yaşaması olarak açıklanabilir. Bu durumda bazen çocuk kendi yerden yere atabilir, başını yerlere vurabilir veya katılana kadar ağlama krizi de yaşayabilir. Bu yaşanan birikmiş olan saldırganlığın bir çeşit boşalma biçimidir.

Birtakım ruhsal rahatsızlığa belirti olabileceği gibi hatalı terbiye ve yetiştirme tarzının da bir sonucu olabilir. Örneğin her istediği yapılmış, şımartılmış bir çocuğun haklı bir nedenle engellenmesi çocukta öfke patlaması meydana getirebilir. Böyle bir durumda neden ne olursa olsun çocuğun öfke nöbetinin bastırmak yerine ifade etmesi için ortam hazırlanması gerekmektedir. Çocuk yatıştıktan sonra öfkesinin nedeni sorulabilir ve konular üzerinde konuşulabilir.

 

Saldırganlık

Genellikle doğuştan var olduğu kabul edilen bir dürtüdür. Bunun üstüne gelen çevrenin olumsuz tutum veya gereksiz engellemeleri, çocuğa yöneltilen saldırganlıklar, çocukta saldırganlığın oluşmasına veya saldırganlık dürtüsünün beslenerek güçlenmesine sebep olabilir. Saldırganlık, çevrede bulunan saldırgan modellerden öğrenilebilen bir davranış da olabilir. Çocuk aileden veya sosyal yaşamından duygularını saldırganlık davranışı ile ifade etmeyi gözlemlemiş ve öğrenmiş ise bundan sonraki hayatında da kendini anlatma ve bir şeyler elde etme yöntemi olarak saldırganlığı kullanabilir.

Saldırganlığı içe ve dışa dönük olarak ikiye ayırabiliriz. İçe dönük saldırganlıkta çocuk olumsuz davranışları kendine yöneltir. Bunun sonucunda, çocuğun kendini yaralaması, öfke nöbetleri, saç koparma, tırnak yeme, başını duvara, yere vurma gibi eylemler ortaya çıkabilmektedir. Dışa dönük saldırganlık ise çocuk saldırganlık eylemini kendi dışındaki herhangi bir şeye yönlendirebilir. Bunun sonucunda ise yemekleri dökme, kağıt yırtma, oyuncakları kırma, tepinme, küfür etme, ısırma ve bir başkasına salgınca davranışlar sergilenip zarar verme gibi davranışlar ortaya çıkabilir. Saldırganlığı kışkırtan en yaygın etkenler arasında, fiziksel saldırılar, sözlü tehdit ve iğnelemeler ve çocuğun istediğini elde etmesini engelleyen, duygusal kırıklık yaşatan, kızdıran durumlar sayılabilir.

Esas olan çocuk büyüdükçe ve geliştikçe saldırganlığın, toplumsal kurallarla bağdaşır şekilde, zarar verici davranıştan yararlı uğraşlara dönüştürülmesi gerekmektedir. Örneğin çocuğu herhangi bir spor veya sanat dalına yönlendirmek hem kendini olumlu yollarla ifade etmesini sağlayacak hem de çevre ile daha uyumlu davranışlara sahip olmasını sağlayacaktır.

 

Aşırı Hareketlilik

Bazı çocuklarda 4-5 yaşlarında başlayan ve buluğ çağına kadar sürebilen ve en az 6 ay devam eden aşırı hareketlilik halleri görülebilir. Bu çocuklar herhangi bir amacı olmamasına karşın, bulundukları ortamda oyun oynama ya da herhangi bir aktivitede yer almak yerine sürekli olarak hareket halinde olabilirler. Aşırı hareketli çocuklar hem aile hem de eğitimciler tarafından yeterli bir yönlendirme görmemiş olabilirler. Çocuğun etrafındaki yetişkinler, çocuklar hareketlenmeye başladığında çocuklara karşı dikkatlerini yöneltmektedirler.

Bu tür davranışlar çocuklarda zaman zaman görülen hareketlilikten farklı olarak belli bir sorunun işareti olarak da görülebilir. Hastalık halindeki aşırı hareketlilikte çocuğun bu belirtisi engellenemez. Dikkat, algı bozuklukları ve öğrenme güçlüklerinin de, aşırı hareketlilikle beraber olduğu bu özel durum, genellikle beynin gelişmesindeki bazı ince yetersizliklerin bir sonucudur.

Tırnak yeme

Tırnak yeme alışkanlığına genellikle 3-4 yaşlarından sonra rastlanır. Bu davranışı gösteren çocukların; aile içinde ya da okulda baskıcı bir tutuma maruz kalması, kardeş kıskançlığı, ailenin yetersiz ilgi ve sevgisi, çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi gibi etmenlerin bu davranış sorununun kaynağı olduğu düşünülmektedir. Çocuğun bu davranış bozukluğunun ana sebebi çevresindeki olumsuz durumlar olabileceği gibi kendi içinde yaşadığı yoğun duygular da olabilir. Aile içinde yaşanan çatışmalar, çocuğa gösterilen şiddet içeren tutum, çocuğun arkadaşlarıyla yaşadığı sözlü ya da fiziksel kavgalar, çocuktaki tırnak yemeyi tetikleyebilir.

Bu etmenlerin yanı sıra çocukların tırnak yeme davranışını gösteren bir modeli de taklit etme olasılığı yüksektir. Tırnak yeme davranışı 3-4 yaşa kadar görmezden gelinmelidir. Sonrasında çocuğun dikkatini dağıtacak etkinlikler yapılmalı ayrıca tırnaklarını düzenli olarak kesmesi ve bakımını kendi yapması sağlanmalıdır. Çocuğa sevgiyle yaklaşılmalı ve tırnak yemenin altında yatan sebepler araştırılıp çözüm yolları aranmalıdır.

 

Alt Islatma (Enürezis)

Genellikle çocuklar, mesane kontrolü gerçekleşinceye kadar (2-3 yaş), geceleri altlarını ıslatırlar. Çocukların bu kontrolü gündüz için 2 yaş, gece için ise 3.5-4,5 yaşları arasında kazanılır. 4 yaş civarında çocukların hemen hepsinin idrar ve dışkı kontrolünü kazanır. Fakat alt ıslatmalar bu yaştan sonra hala devam ediyorsa, bu artık çözülmesi gereken bir problem halini alır. Hem sık rastlanması hem de anne-baba için de zor bir durum olması sebebiyle davranış bozuklukları içinde en önemlisidir. Ortalama 4-5 yaş çocuklarının %15’i enüretiktir ve alt ıslatmaların % 80’i gece görülmektedir. Enüretik durum okul çağlarında azalsa da, bazı çocuklarda ergenlikte dahi devam edebilmektedir. Bu durumun nedenlerine baktığımızda, karşımıza birçok faktör çıkmaktadır. Bazı araştırmacılar, çocuğun annesine veya çevresine olan öfkesini bu şekilde ifade ettiğini açıklarlar. Nedenler arasında, ailede birinin kaybı, yeni bir kardeşin doğumu, yeni bir eve taşınma, anne-babanın yetersiz ilgisi, okula başlama, olumsuz aile tutumları, çocuğun hazır olmadığı erken bir zamanda başlatılan kusurlu tuvalet eğitimi sayılabilir.

 

Dışkı Kaçırma (Enkoprezis)

Fizyolojik bir sebep olmaksızın, çocuğun 3-4 yaşından itibaren dışkısını kontrol edememesi ve altını kirletmesi durumudur. Alt ıslatmaya göre daha az rastlanır bir durumdur fakat bu bize çocuğu psikolojik olarak daha ağır şekilde etkileyen bir şeylerin var olduğunu bize anlatır. Bozukluğun nedeni, genellikle yanlış verilmiş tuvalet eğitimi, annenin aşırı titizliği, aile içi çatışmalar, mükemmeliyetçi ebeveyn davranışı olabilmektedir.

Enkoprezisli çocukları dışkılarını tutanlar ve altına kaçıranlar olarak ikiye ayırabiliriz. Dışkılarını tutanlar, hiç tuvalete çıkmadan dışkılarını biriktirir ve bir anda boşaltırlar; kaçıranlar ise, kilotlarını ve yataklarını kontrol dışı bir şekilde kirletirler.

 Uzm.Psk. Burcu Göz 


Benzer Makaleler

Ailede Çocuk Sırasının Önemi Ailede Çocuk Sırasının Önemi
Çocuk & Ergen Terapisi
Çocuklarda Alışkanlıklar Çocuklarda Alışkanlıklar
Çocuk & Ergen Terapisi
Çocuğun Cinsel Gelişimi Çocuğun Cinsel Gelişimi
Çocuk & Ergen Terapisi
Okula Gitmek İstememe Okula Gitmek İstememe
Çocuk & Ergen Terapisi