Ailede Çocuk Sırasının Önemi

İLK ÇOCUK

İlk çocuk, genellikle ilginin odağında olmuştur, ailenin ilk göz ağrısıdır. O, diğer kardeşleri dünyaya gelinceye kadar, ebeveynin ilgi ve sevgisini kimseyle paylaşmadan büyümüş olan tek kişidir. Fakat bu durum yeni bir kardeşin doğumu ile son bulur. Artık ilgi yeni bebeğe yönelmiş ve o tek olma özelliğini yitirmiştir. İlk gebelik ve ilk doğum eşler için en heyecanlı olaydır. Evliliğin bu ilk ürünü, en yüksek beklentilerle karşılanır. Eşler en çok ilk çocuklarını kendilerinin bir örneği gibi görmek eğilimindedirler. “Örnek çocuk” olarak görülen bu ilk çocuk, bu yüzden başkalarının onayını alma ve kabul görme ihtiyacını fazlasıyla hisseder. Sosyal beklentilere daha kolay uyum sağlar. Bu çocuklar genellikle yetişkin merkezli, yardımsever, uyumlu, endişeli, kendilerini kontrol edebilen ve kardeşlerine kıyasla daha az saldırgandır.

Anne-baba, ilk çocuğunla ilgili daha yüksek beklentiye sahiplerdir, onlara başarılı olma ve sorumluluk almaları için baskı yapabilirler. Büyük çocuktan hem kendilerini daha iyi kontrol etmeleri hem de kardeşleriyle ilişkilerinde sorumluluk bilinci içinde olması beklenir. Burada ebeveyn, küçük çocuğun yaptığı hatalardan dolayı büyük çocuğu sorumlu tutabilir veya büyük çocuğun kıskançlığı karşısında, küçük çocuk sıklıkla ebeveyn tarafından korunabilir.

İlk çocuğun gelişi eşlerin çıraklık dönemine rastlar. Deneyimli dönemlerinde(kalfalık ve ustalık) dünyaya gelen diğer çocuklarına kıyasla, ilk çocuklarına daha fazla ceza uygulayabilirler. İlk çocuk yaşadığı ebeveyn tutumu ile aynı anne babanın kardeşlerine olan farklı, gevşek tutumunun farkını gördüğünde, kırıklığa uğrayabilir. Bütün bunlarda önemli olan çocuklara eşit uygulanan anne-baba tutumunu arttırmak, çocukların tepkilerini iyi fark edebilmek ve her biri için yeterli ilgi ve sevgi içinde olmaktır.

 

ORTANCA ÇOCUK

Kendisinden güçlü ve yetenekli büyük kardeşi ile ilgi odağı konumundaki küçük kardeşinin yarattığı ikili sorunlarla baş etmek durumundadır. En tipik özelliği, büyük çocuk ile sürekli bir yarış içinde olması ve genel olarak her zaman tetikte olmasıdır. Kendinden büyük kardeşin yönetici tavırlarına boyun eğerken bir yandan küçük kardeşe de teslim olmaktadır. Bu nedenle ikinci çocuk diğer kardeşleri kadar yetenekli olmadığı inancı geliştirebilir. Bunun için yaşıtlarıyla da sürekli yarış halinde hissedebilir. İkinci çocuktaki yeteneklerine karşı oluşmuş şüpheleri, onun ilerideki yaşamında tepkici, başkaldırıcı ve kendisini bırakma halinde olmasına sebep olabilir ya da tam tersi bir durum söz konusu olabilir.

İkinci kardeşin aileye katılısı, daha az heyecanlı, daha olağan sayılan bir olaydır. Eşler, ana ve baba rollerini daha iyi öğrenmiş, çıraklık döneminden kalfalığa geçmiş ve tedirginliklerinden sıyrılmışlardır. İkinci çocuğun sorunları, ilk çocuğunki gibi abartılmadan, daha hoşgörülü, daha az kaygılı bir tutumla ele alınır. Çoğun üzerindeki baskı fazla değildir ve daha az kollanan ortanca çocuk da kendi doğrultusunda gelişme olanağını daha kolay bulur. Oynayacak bir abla ya da bir ağabeyi vardır. Çevreye daha kolay uyar, daha çabuk arkadaş edinir ve daha girgin ve girişken olur.

 

KÜÇÜK ÇOCUK

Küçük çocuk, bilgi, beceri ve beden gücü bakımından yıllarca büyük kardeşlerinin hep gerisinde kalan, sürekli onlara yetişme çabası içinde olan ve buna rağmen başarı sağlayamayan bir kişi konumundadır. Ayrıca doğumuyla birlikte ana-babanın büyük kardeşlere daha fazla sorumluluk yüklemesi ve daha az zaman ayırması sonucu, onların kendilerine karşı sert muamelesiyle karşılaşabilmektedir. Küçük çocuk, ailenin son çocuğu olarak “ilgi odağı” olmakta ve aşırı sevgi ve hoşgörü ortamında büyümektedir. Çocuk evin en küçüğü olmanın bütün önceliklerinden, üstünlüklerinden yararlanır; isteklerinin hepsini elde eder. Abla ve ağabeylere karsı “O daha küçük!” diye korunur ve yaramazlıkları daha hoşgörüyle karşılanır. Delikanlılık çağına gelse de evin “koca bebeği” dir. Durumunu kendi çıkarına kullanmaması için de bir neden görmeyebilir.

 Bu ortam, bazı ailelerde çocuk merkezli yaklaşımın sonucu olarak, birtakım olumsuzluklar oluşturabilir. Ailenin bu koruyucu yaklaşımı, çocuğun aşırı bağımlı bir birey olmasına sebep olabilir, çocuğun sosyal gelişimi bundan zarar görebilir. Anne-babanın ustalık dönemine geldiği için küçük çocuk daha özgür ve otonom bir birey olarak yetişebilir. Bu durum ise, farklı tutumda yetişmiş kendinden büyük kardeşlerin, olumsuz duygulara sahip olmasına neden olabilir.

Burada yapılacak şey, her çocuğun “biricik” olduğunu vurgulayarak, onlara kendi istedikleri ve kabul ettikleri, kendi ilgi ve yeteneklerine yönelik bir gelişim olanağı sunmaktır. Bunun sonucunda çocuklar “çifte standart” duygusuna kapılmadan kendilerini anlaşılmış hissedeceklerdir.

 Uzm.Psk. Burcu Göz 

Kaynakça:

Alfred Adler Bireysel Psikoloji Araştırması Raporu, Özkan Kenarlı(Ocak 2010), Malatya

Çocuğu Tanımak ve Anlamak, Haluk Yavuzer (2004), sayfa 121

Çocuğum ve Ben Dergisi, Ekim 2008, sayı 62, sayfa 46


Benzer Makaleler